Evlilik

Evlilik arzusu, daha çok kadınlara ait bir duygu gibi görünüyor. Üniversite yıllarından sonra her kadının ciddi bir ilişkiye başlaması, ciddi bir ilişki içindeyse de, karşısındaki kişinin onunla evlenme isteği içinde olmasını sağlaması bekleniyor. Bu beklenti o kadar yaygın ve dile gelmese de o kadar baskıcı ki kadının hayatının tam merkezine oturuyor. Kendisi istemese de, herkes istediğine emin olduğu için sonuçta yaşanan duygunun gerçekten istemekten bir farkı kalmıyor.

Buradaki kilit nokta, kadının isteyici pozisyonuna rağmen karar verici pozisyonda olmaması. Karar verebilmesi için karşısındaki kişinin onunla evlenmeyi istemesini sağlaması gerek. Ancak, o kişi o soruyu sormaya karar verirse kadın evet veya hayır demeye karar verebilir, ki buradaki cevap çok olağanüstü durumlar dışında evet olacağı için, esas mesela bir kişiye bir soru sordurmaktan ibaret.

Ne yazık ki eğitimli, ekonomik özgürlüğünü bir şekilde eline alabilmiş kadınlar bile bu sarmala hapsediliyor. Hep bahsettiğim bekleme sarmalına. Erkeğin kararını bekliyor. O soruyu sormaya karar vermesini. İnsan beklerken herhangi bir konuda eyleme geçmesi, başka isteklerini düşünmesi neredeyse imkansız hale geliyor. Olsa olsa yine evlilik çerçevesindeki aile düzenine uygun işini, çocuklarını okutabileceği okulun bulunduğu şehre yerleşmeyi falan hayal edebiliyor.

Çocuk, bu konunun odağı evet. Kadınlar çocuk yapmak isteyebilir. Bazıları istemez. Ama bazıları da ister. Evliliğin kutsal, kadın cinselliğininse ayıp olduğu bizim gibi ülkelerdeki sorunsa kadının evlenmeden çocuk yapmasının yasaklanmış olmasıdır.

Belki de kadının esas isteği çocuk yapmaktır. Ama bunu evlenmeden yapamaz. Evlendiği zamansa çocuk olduğu için evliliği bitirme kararını alamaz. Berbat bir döngü.

Evlilik kötü bir şey olmayabilir. Birbirini seven iki insanın ömür boyu birbirine yaslanabilecek olmanın güvenini yaşaması huzur verici bir olay. Çocuk neşeli, aile olmak hoş bir şey. Paylaşmak, yalnız kalmamak, her an bir destek bulmak herkesin istediği şeyler.

Ama bunları sağlayan şey gerçekten evlilik mi? Güven, huzur, bağlılık, imza veya yüzüğün işi mi? Çekip gitmeme sebebimiz boşanma sürecinin bir sürü evrak, para, avukat ve sosyal utançla dolu olması mı? Yoksa hayatımızı evlenmek için seçtiğimiz kişiyle geçirmek istememiz mi?

Bana sorarsanız, devletin müdahil olduğu, evraklar, kayıtlar, kütükler, imzalarla dolu bir süreç güven veya bağlılık veya huzur kaynağı olamaz.

Evliliğin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız evlenmeyi düşündüğünüz kişiyle olan ilişkinize bakın. Evlilik denen şey o ilişkiden ibaret. Evlenince ne artıyor, ne eksiliyor. Gitmek zorlaşıyor, evet. Ama ben ne gitmek zor olduğu için kalmak isterim, ne de yanımda kalan kişinin gitmek zor olduğu için benimle durmasını isterim.

Keşke bunlara hiç gerek olmasa.

İnsanlar birbirinin yanında onları bağlayan içlerindeki sevgiden başka hiçbir şey olmadan dursa. Veya durmasa. Daha güvenli, daha huzurlu olmaz mıydı?

Çocuklar için de… Sadece ama sadece birbirini sevdiği ve birbirinin yanında durmak istediği için birlikte olan ebeveynler, daha gerçek, daha sevgili, daha saygılı, daha samimi bir dünya çizmez miydi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s