Peygamber Erkek – 2

feminism_quote_2

Mina Urgan’a hep hayranlık duymuş ve imrenmişimdir. Kitaplarını okurken cinsiyetini hissetmezsiniz. Sanki bizden iki nesil öncesini, tüm kimlik sorunlarından, itilip kakılmışlıktan sıyrılarak eşit ve kaygısızca yaşamış gibidir. Kitaplarında evliliklerinden ve ilişkilerinden pek bahsetmese de, kadınlık tecrübesini de tadarsınız.

Bu kadar özgüvenli ve farkında bir kadın bu üslubu bilmeden mi takınmış yoksa bu kadar cinsiyetsiz yaşayabilmek için belli tecrübeleri sansürlemek mi gerekir bilmiyorum.

Ama şurası kesin, özgüvenle yapılanlar, söylenenler veya yazılanlar en azından daha iyi görünür. Bir kişiye herhangi bir işi yapabileceğine dair inancı ne kadar aşılarsanız, o işi yapabilme ihtimali o kadar artar.

Biz teknik konulardan erkeklerin anladığını sanarken, onlar da bizim kadar bilgisiz ve beceriksizdi mesela. Ama yapabileceklerine inandırıldıkları için – ve yapmaları gurur meselesi haline geldiği için- kullanma kılavuzunu açıp kurcalayan çoğunlukla onlar oldu.

Dünyada gerçekten açılamayacak bir kavanoz kapağı bulmak zordur. Kavanoz kapağını açmanın da aslında kas gücüyle pek ilgisi yoktur. Islaksa havlu kullanırsınız, hava sıkışmışsa kenarını bıçakla gevşetirsiniz, hiç olmadı sıcak suya tutarsınız, eninde sonunda mutlaka açılır. Ama kapak açmanın kendisine göre olmadığı, büyük ihtimalle yardıma ihtiyaç duyacağı ve yardıma ihtiyaç duymasının kadınlığını makyajladığı düşündürülen insan, kapağı açmak için çabalamaz ve kapağı açamaz da.

Elektronik aletler, sifonlar ve bunun gibi şeyler bozulduğunda ise erkekler de – işleri bu değilse – bizim kadar bilgisizdir. Sadece denerler. Ve çoğunlukla yapamazlar. Burda ekonomik özgürlüğünüzü elinize alıp uzman hizmeti alacak parayı kazanmanız gerekir. Erkekler de bunu yapar.

Bazı kadınların evde oturma seçeneği olduğu, buna karışılmaması gerektiği düşüncesine katılmıyorum. Çalışmak size ekonomik özgürlüğün yanında sosyal bir çevre ve temel iletişim becerilerini kazandırır. Kocası az veya çok para kazanan kadının eve hapsedilmesi, sosyal yaşamdan ve insan olma özelliklerinden mahrum edilip bir kediden farksız kapana kıstırılmasıdır.

Paraya hiç ihtiyacı olmayan şanslı kişiler dahi, sağlıkları yerindeyse başkalarına yardım ederek veya sanatla uğraşarak kendilerine ve çevrelerine katkıda bulunmalıdır.

Kavanoz kapağı açmamıza gerek olmadığını düşündürenler, kocamızın imkanlarına bağlı olarak çalışmamıza da gerek olmadığını düşünmemizi isterler.

Bu sosyal çevre ve iletişim becerilerine sahip olmak erkeklere çok önemli bir ayrıcalık daha verir: Jüri koltuğuna oturmak.

Ne kadar az deneyimlerseniz, o kadar az bilirsiniz. Ve o kadar az görüş bildirebilirsiniz. Başkalarının görüşleri sizin için orantısız şekilde önemli hale gelir.

Çalışma hayatının getirdiği ekonomik özgürlük ve iletişim becerileri size bedeniniz ve sosyal yaşamınızla ilgili tecrübe kazanma şansı verir.

Ne alakası var diyeceksiniz ama ülkemizdeki kadınların pek çoğu, erkeklerin doğuştan sevişmeyi bildiğini zannederek büyürler. Cinselliği, kadın bedenini ve kadın bedeniyle ilgili her şeyi. Erkekler birşey bilmediklerinin farkında olsalar da tecrübe sahibi olamadığı için hurafelerle yaşayan toplumun en az yarısı onlara çok fazla şey bildiklerini düşündürür. Onlar ölesiye atıp tutarken biz ise tırnağımızın kenarıyla, yüzbin tane kılın her gün mutlaka çıkacak olan 3-5 ini cımbızla kurcalamakla meşgulüzdür.

Geçenlerde yine Milliyet‘in saçmasapan kadın sayfalarında tüylerimizi kendimiz için mi alıyoruz gibi bir başlık vardı. Hiçbir aklı başında insan başkaları yargılamıyor olsa durduk yerde kıllarını sıcak ağdayla kökünden çekmeye kalkmaz. Eskiden tüylerini kendim için aldığımı zanneden ben – ki evet bacaklarım pürüzsüz olduğunda hala bundan öğretilmiş bir keyif alırım – en azından vücudumdaki 5-10 kıl tüyden utanmamayı öğrendim. Daha doğrusu umursamamayı. Başkalarının yargısını almayıp kendi yargımı koymayı. Bunu yapabilmem için Amerikalı feminist kızların pembeye boyadığı koltuk altı kıllarını, loukoumh adlı çizerin yaptıklarını görmem gerekti.

İşte biz jüri koltuğunu yüzyıllardır erkeklere bırakmış olduğumuz için onların ne düşündüğünü gereğinden fazla önemseriz. Ne kast etti, neden böyle söyledi, niye böyle baktı, ne düşünüyor, benden önceki hakkında ne düşünüyordu, benim hakkında ne düşünecek, sıkıldı mı, güzel buluyor mu, memelerim şöyle mi olsaydı, ojemi bu renk mi beğenirdi…. Varoluşumuzun önemli bir kısmı onların – daha ziyade çekiciliğimize – vereceği dereceye bağımlı gibi gelir.

Bu durum kadının günlük ve romantik yaşamına inanılmaz bir yük bindiriyor. Yapılması  gereken – evet bu sefer çözüm çok net – onlarınkilere / başkalarınınkilere değil kendi düşüncelerimize odaklanmak. Kolay olmasa da aşama aşama insanı kesinlikle rahatlatan bir reçete.

Çalışın, kazanın, deneyin, tecrübe edin. Yargılanan değil yargılayan olun. Paranoyakça görüş sormayı bırakın, görüş bildirin.

Kendi düşüncelerinize, kendi yargılarınıza, kendi zevkinize, kendi beğenilerinize, kendi duygularınıza odaklanın. Siz beğeniyor musunuz? Siz zevk alıyor musunuz? Siz sıkıldınız mı? Siz istiyor musunuz?

Jüri koltuğuna siz oturun. Bu kez Peygamber siz olun. Çok ayıp derler. Kutsalı ağzına alma. Kutsal erkektir çünkü. Erkeğindir. İnadına söyleyin. Kuralları artık siz koyun. Sıska mı olacaklar, kum saati mi, geniş memeli mi dar kalçalı mı, esmer mi sarışın mı, beyaz tenli mi olsunlar solaryumda kendilerini mi pişirsinler, kırmızı oje mi sürsünler, masum ten renkleri mi, topukları mı çatlamış, göbekleri mi yağlanmış, elleri bakımsız mıymış, gömlekleri kısa mıymış, frijitler miymiş, sıcak mı, kadın gibi güçlü ve sert mi, erkek gibi zayıf ve yetersiz mi?

Siz söyleyin.

1cde818bf62179a089a39dc96e0109a6

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s