Zehirli Ataerkiye karşı Feminist Baba

1497796651142-Stocksy_txp8c1c38aaWhX100_Small_847860

“Kızımın dış görünüşü değil sahip olduğu yetenekler için işe alındığı, eşit ücrete sahip olduğu ve günlük olarak metalaştırmaya tabi tutulmadığı bir dünyada yaşamak istiyorum.”

New Yok’ta yaşayan 33 yaşındaki Fransız asıllı Ludo Gabriele, baba olduktan sonra WokeDaddy isimli bir blog yazmaya karar veriyor ve bloğu onu yeterince erkek bulmayanların eleştirilerine rağmen büyümeye devam ediyor. Bugün farklı yazarların hikayelerini anlattığı WokeDaddy’nin Gabriele imzalı baş yazısından son derece ilham verici bazı bölümler aktaracağım:

Yakın zamanda ikinci kez baba oldum. Ancak bu sefer, küçük bir kız çocuğunun babasıyım.  Ve bir kız çocuğunun babası olmak, sonuçta bugün beni gururlu bir erkek feminist haline getiren son derece hoş bir tecrübe olsa da, hayat her zaman bu kadar kolay değildi. Sizlerle kendi bakış açımı ve düşüncelerimdeki değişim sürecini paylaşmak istiyorum.

Dişi yanımla barışmam

Hiç duygularınızı paylaşmakta veya dile getirmekte güçlük çektiniz mi? Bir erkeğin önünde ağladınız mı? Veya başka bir erkekle fiziksel temasta bulunmaktan, örneğin uzun bir sarılmadan rahatsızlık duyduğunuz oldu mu? Eğer bir erkekseniz, muhtemelen yukarıdakilerin tümünü tecrübe etmişsinizdir. Bu da, pek çok erkekte olduğu gibi, benim erkek kutusu adını verdiğim bir sınırlamanın içerisine sıkışmışsınız anlamına geliyor. Erkek kutusu, katı bir beklentiler, algılar ve erkeksi davranışlar dizisidir.  Keith Edwards bunu geleneksel baskın erkek tanımı olarak adlandırıyor. Bu tanım, erkek olmanın ne anlama geldiğine dair geçmişe dayanan kültürel kalıplara bağlı kaldığı için gelenekseldir. Erkekleri diğer cins insanlardan üstün tanımladığı içinse baskındır.

Ben, hayatımın büyük bir bölümünü, varlığından dahi haberdar olmadığım bu erkek kutusunda geçirdiğimin farkında vardım. Aslında, erkekliği başka hiçbir seçeneğim yokmuş gibi yaşadım. Eşim ilk çocuğumuza hamileyken çocuğun kız olabileceği fikri beni korkutuyordu. Birçok erkek gibi, onun özellikle cinsel anlamda erkeklerle etkileşim içinde olacağı günlerin gelmesinden korkuyordum. Birçok erkek gibi,  kadınları aslında nasıl gördüğümü kabullenmeyi reddediyordum. Birçok erkek gibi, dişi yanım beni huzursuz ediyordu. Sosyal çevrem duygusal hassasiyeti tehlike olarak görmeme sebep olduğu için, bu yanımı derinlere gömmüştüm.  Kendimle yüzleşmem ve aslında olmak istediğim erkek olmadığımı fark etmem epey çaba gerektirdi.  Daha önemlisi, kendi bemliğimi yansıtan bir erkeklik versiyonunu yazabilmek beni güçlendirdi.

Çoğu erkek “feminist” kelimesinden rahatsız olur

Birçok erkeğin feminist kelimesiyle ilgili sorunu vardır. Bu kelimeden rahatsız olurlar, çünkü kelimenin anlamını tam olarak kavrayamamışlardır. Feministleri, güçlerini ellerinden almaya kilitlenmiş bir grup öfkeli kadın olarak algılarlar. Bana göre birçok erkek, geçmişte kendim de dahil, kendilerini karşı cinsle bir güç mücadelesi içinde görür. Daha kötüsü, birçok erkek, toplumun ataerkil yapısından dolayı kendisini içten içe kadınlardan üstün olarak tanımlar.  Bu noktada, halen kadınların evde oturması gerektiğine inananan düşüncenin aptallığına değinmeden Emma Watson’ın feminizm tanımını tekrarlayacağım:

Feminizm, kelime anlamıyla, kadınların ve erkeklerin eşit hak ve fırsatlara sahip olması gerektiği düşüncesidir.

Hangi mantıklı bir insan bu düşünceye karşı çıkabilir? Bir erkeğin kazandığı 1 dolara karşı aynı işi yapan bir kadının 0,79 dolar kazanması nasıl adil sayılabilir?

Kızımın ve oğlumun eşit fırsatlara sahip olmasını istiyorum

Neden erkek bir feminist olarak ortaya çıkma ihtiyacı hissediyorum? Şu bariz gerçeği görmezden gelmeyi bırakmalıyız: Erkekler arasında kadınlara pislik gibi davranmayı veya kadınlardan şikayet etmeyi teşvik eden bir baskı bulunuyor. Erkek akranlarınızın yanında kendinizi feminist olarak tanımlarsanız, dalga geçilme, utandırılma veya dışlanma ihtimaliniz çok yüksek. Büyük ihtimalle samimiyetiniz sorgulanacak ve gizli bir cinsel ajanda ile kadınlara yakınlaşma isteğiyle suçlanacaksınız. Bu ne kadar üzücü farkında mısınız? Bu gerçek, erkeklerin bugünkü durumu ve kendimizi algılama şeklimizle ilgili neler anlatıyor olabilir?

Tek istediğim, kızım ve oğlumun sonuçta aynı fırsatlara sahip olması. Kızımın istediği elbiseyi giyebilmesini ve görüntüsüyle değil başarılarıyla, beyniyle, kalbiyle fark edilmesini istiyorum. Fazla kaslı olmakla suçlanmadan, dilerse atletik olabileceği, sokakta her gün sözlü tacize uğramadan yürüyebileceği dilediği hayatı yaşayabilmesini istiyorum.

Kadınları erkeklerden korkutmak yerine, erkekliği yeniden tanımlamalıyız

Her şeyden önemlisi, kızımın erkeklerin arasında kendisini güvende hissetmesini istiyorum. Evet, mide bulandırıcı bir taciz kültüründe yaşadığımızı söylemeye gerek yok. Her altı Amerikalı kadından birinin hayatı boyunca en az bir kez tecavüz girişimine maruz kaldığını biliyor muydunuz?  Kız çocukları olan birçok erkek arkadaşım var. Hemen hepsi şöyle sözler söylemeye meyilli: 33 yaşına gelene kadar kimseyle çıkmasına izin vermeyeceğim, veya ona yaklaşan erkeklerin bacaklarını kırarım, veya ona erkeklerden uzak durmasını tembihleyeceğim çünkü tüm erkekler pisliktir.

Yargılamamaya çalışıyorum çünkü hayatımın büyük bölümünde ben de böyleydim. Ancak bu düşüncelerin ne kadar ikiyüzlü olduğunu görüyor musunuz? Kızlarımıza tüm erkeklerin pislik olduğunu öğretirsek, bu bizim hakkımızda ne söyler?  Uçkurumuza sahip olamadığımızı mı? Güvenilmez olduğumuzu mu? Bunlar birçok açıdan yanlış. Elbette çocuklarımızı tecavüz gibi dünyada var olan tehlikelere karşı eğitmeliyiz. Ama bizim de problemin parçası olduğumuzu ve çözümün de parçası olmamız gerektiğini kabul etmemiz gerekiyor. Cinsiyet rolleri, sosyal kurgulardır. Katı, değiştirilemez gerçekler değildir: onları biz yarattık ve sürdürüyoruz.  

Kontrolü ele al ve sorunun çözümünün parçası ol

Bir erkek olarak feminist olduğumu açıklamak, çözümün parçası olduğumu hissettirdiği için bana güç katıyor. Kadınların toplumdaki yükselişini görmüyor musunuz? Bu nasıl kötü bir şey olabilir? Yüzyıllar süren erkek egemenliği yeterince savaş, çatışma ve acıya sebep oldu. Neden değişime direnelim? Artık rekabeti bırakıp işbirliği yapma vakti gelmedi mi?  Anneniz, eşiniz veya kızkardeşiniz… Hayatınızdaki kadına minnettarlığınızı gösterin. Evin içerisinde ve özellikle dışarıda sizin sevginizi ve desteğinizi hak ediyorlar. Değişime ve değişimi tetiklemeye cesaretiniz olsun. Kadınları aşağıladıklarında erkek arkadaşlarınızı kınayacak kadar cesur olun! Harekete geçin: erkek bir feminist olarak ortaya çıkın, dolapta kapalı kalmanız gerekmiyor!

Yazının aslına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://wokedaddy.com/2017/05/15/coming-out-male-feminist-and-why-you-should-do-it-too/ 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s